
Tedavi Yaklaşımı
Klinik çalışmalarımda, bireyin yaşadığı ruhsal zorlukları yalnızca bugünkü belirtiler üzerinden değil; geçmiş ilişkisel deneyimleri, duygusal örüntüleri ve bilinçdışı süreçleriyle birlikte ele alırım. İlgi alanlarım, sıklıkla danışanların tekrar eden duygusal döngüler, ilişki sorunları ve içsel çatışmalarla başvurdukları alanlarda yoğunlaşmaktadır.
Kaygı bozuklukları ve panik belirtiler, klinik pratiğimde sık karşılaşılan başvuru nedenleri arasındadır. Kaygıyı, bastırılması ya da hızla ortadan kaldırılması gereken bir durumdan ziyade; kişinin iç dünyasında yaşanan çatışmaların, ifade edilemeyen duyguların ve ilişkisel tehdit algılarının bir işareti olarak ele alırım. Panik ataklar ise çoğu zaman yoğun duygusal yüklerin bedensel düzeyde ani biçimde ortaya çıkmasıyla ilişkilidir. Terapi sürecinde, bu belirtilerin neyi temsil ettiğini ve hangi içsel süreçlerle bağlantılı olduğunu birlikte anlamaya odaklanırım.
Depresyon, yalnızca çökkünlük ya da isteksizlik hali değildir; çoğu zaman içe yönelmiş öfke, kayıp deneyimleri ve değersizlik duygularıyla iç içe geçmiş bir ruhsal süreçtir. Psikodinamik çalışmada depresyonu, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkinin duygusal izleri üzerinden ele alırım. Amaç, yalnızca belirtilerin hafiflemesi değil; kişinin duygusal canlılığını, içsel temasını ve kendilik değerini yeniden kurabilmesidir.
Yeme davranışıyla ilgili sorunlar da klinik ilgilerim arasındadır. Bu alanda yeme davranışını yalnızca yemekle ilgili bir sorun olarak değil; duygularla baş etme, kontrol ihtiyacı, boşluk hissi ve kendilik algısıyla ilişkili bir süreç olarak ele alırım. Terapi sürecinde, yeme davranışının kişinin iç dünyasında neyi düzenlediğini ve hangi duygusal ihtiyaçlara hizmet ettiğini birlikte anlamaya odaklanırım.
Borderline kişilik örüntüleri ve buna eşlik eden ilişkisel zorluklar da çalışma alanlarım arasında yer almaktadır. Yoğun duygular, terk edilme hassasiyeti, ilişkilerde ani yakınlaşma ve uzaklaşmalar çoğu zaman erken dönem bağlanma deneyimleriyle ilişkilidir. Psikodinamik terapide, bu örüntülerin kökenini anlamak ve daha tutarlı bir kendilik algısı geliştirebilmek temel hedefler arasındadır.
İlişkisel sorunlar, danışanların sıklıkla “neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” sorusuyla başvurduğu bir alandır. Benzer ilişkilere yönelmek, benzer hayal kırıklıkları yaşamak ya da aynı noktalarda kopmak; geçmiş ilişkisel deneyimlerin bugünde yeniden canlanmasıyla ilişkilidir. Terapi sürecinde, bu tekrar eden döngüleri fark etmeye ve dönüştürmeye odaklanırım.
Genel olarak terapiyi; hızlı çözümler sunan bir müdahale değil, kişinin kendi iç dünyasını güvenli bir alanda keşfedebildiği, duygularını anlamlandırabildiği ve kendisiyle daha gerçek bir ilişki kurabildiği dönüştürücü bir süreç olarak görüyorum.